Etiket: Ali İhsan Sivri

Ağustos 8, 2026

Taşın büyüklüğü

İnternette bir alışveriş sitesinde gezinirken çocukluğumun en güzel oyuncaklarından biri karşıma çıktı. Sapan. Bir anda yıllar öncesine gittim. Hiç düşünmeden sipariş verdim. Ertesi gün elime ulaşır ulaşmaz bahçeye çıktım. Çocuk gibi heyecanlıydım. Canlı bir hedefe atış yapmak istemediğim için bahçedeki büyükçe bir karahindibayı gözüme kestirdim. İlk taşı yerden aldım… Attım. Yanından bile geçmedi. Bir taş daha… Bir tane daha… O an fark ettim ki insan, > Devamını Oku

Temmuz 20, 2026

Termostat

Köy evindeki buzdolabı bir gün çalışmayı bıraktı. Dondurucu kısmında uzun zamandır ciddi bir buzlanma vardı. Ben de her zamanki gibi sorunun teknik bir arızadan kaynaklandığını düşündüm. Servisi aradım. Gelen usta dolabı açtı. Buzlanmaya baktı. Bir süre inceledikten sonra önce içeride biriken buzların eritilmesi gerektiğini söyledi. Birlikte uğraştık. Sıcak su taşıdık, buzları temizledik, dolabı yeniden çalışabilecek hâle getirdik. Sonra çantasını açtı. Küçücük bir parça çıkardı. Termostatın > Devamını Oku

Temmuz 17, 2026

Tezgâhın en arkası

  O yıllarda pazarda oyuncak satıyordum. Hemen yan tezgâhta da arkadaşım Metin vardı. O penye satıyordu, ben oyuncak. Uzunca süredir pazarda yanyana tezgah açıyorduk. Birimizin tuvaleti gelse ya da bir lokma bir şey yemeye gitse, diğeri tezgâha bakardı. Hangi ürün kaç lira, üç aşağı beş yukarı ikimiz de bilirdik. Bir gün Metin, “Beş dakika bakıver.” dedi ve gitti. Ben de hem kendi tezgâhımla ilgileniyor hem > Devamını Oku

Temmuz 5, 2026

Kırık oyuncak

Küçük kızıma çok sevdiği bir oyuncak almıştım. Bir gün oynarken kırıldı. Oyuncağın en güzel özelliği artık çalışmıyordu. Yine de bir süre onunla oynamaya devam etti. Aradan birkaç gün geçti. Bir gün odasını toplarken dikkatimi çekti. Kırık oyuncak, diğer oyuncakların arasında değildi. Masanın altında tek başına duruyordu. İki gündür de aynı yerdeydi. İçimden, “Demek ki artık bununla oynamıyor.” dedim. Zaten kırılmıştı… Ben de alıp çöpe attım. > Devamını Oku

Haziran 9, 2026

En güzel matlar vezir fedası ile başlar

Küçük kızımla puzzle oynarken yanan beynim biraz istirahat etsin diye izin istedim… Fakat yağmurdan kaçarken doluya tutulacağımın farkında değildim o an. En küçük oğlum, 14 yaşındaki Yekta, gözlerini bana dikmiş bekliyordu. Satranç taşlarını çoktan dizmişti. Masanın başında öyle oturuyordu ki sanki düelloya davet ediyordu beni. “Gel bakalım…” der gibi. Gerçi artık boyumun ölçüsünü alacağını biliyorum. Çünkü son bir yıldır neredeyse hiç yenemiyorum onu. Hatta satranç > Devamını Oku

Mayıs 13, 2026

Kaza değil… İnsanlar sarstı

Arabanın tadını yeni yeni çıkarmaya başlamıştım… Aylarca uğraşılmış, her detayıyla tek tek ilgilenilmişti. O araba artık benim için sadece bir araç değildi. İnsan bazen emeğine karakter yüklüyor. Ve sonra ona dokunan her şey, insana kendi canına dokunulmuş gibi geliyor. Bir gün ağabeyim aradı. Amerika’ya yüksek lisans için gidecekti. “Gel…” dedi, “hem arabayı görürüz, hem beni havalimanına bırakırsın.” Ankara’ya gittim. Arabayı görünce o da şaşırdı. Yolda > Devamını Oku

Mayıs 12, 2026

Emek verilen şey güzelleşir

Küçük ağabeyim Mustafa evleneceği zaman babama şöyle demişti: “Bize düğün masrafı yapacağınıza araba verin… Bizim daha çok işimize yarar.” Babam da kabul etmişti. Ve o yılların efsane arabası olan Murat 124’ü düğün hediyesi olarak ağabeyime vermişlerdi. Aradan yıllar geçti. Bir gün ağabeyim beni aradı: “Arabayı satacağım… Çevrende isteyen olursa haberin olsun.” Hiç düşünmeden: “Abi bana ver… Ama biraz ödeme kolaylığı sağla…” dedim. “Olur tabii…” dedi. > Devamını Oku

Mayıs 11, 2026

Gerçek ustalar az konuşur

Yeterince dolu insanların boş konuştuğunu pek duymazsınız… Genelde az konuşurlar. Ama söyledikleri birkaç cümle bile bazen yıllarca insanın aklında kalır. Çocukluğumdan kalan böyle insanlardan biri vardı. Herkes ona “Nasip Kalfa” derdi. Yugoslavya’dan Türkiye’ye göç ettiklerinde bu lakap takılmış, öylece kalmış. Ama yıllar sonra anladım ki o sadece bir kalfa değilmiş… Ustaların ustasıymış. Hem de öyle bağırıp çağıran, ben bilirim diye dolaşan ustalardan değil… Sessiz… Sakin… > Devamını Oku

Mayıs 10, 2026

Beş dakika geç kalsaydık…

Lise yıllarımdı… Kendi küçük ticaretimin yanında aynı zamanda okul kooperatifinde çalışan üç öğrenciden biriydim. Hafta sonları sırayla nöbet tutar, yurtta kalan öğrencilerin ihtiyaçları için kooperatifi açardık. O gün sıra bendeydi. Öğle saatlerinde küçük kooperatif kulübesini açtım. Hava öyle güzeldi ki… Güneşli, sakin, insanın içini açan bir gündü. Yurtta kalan öğrencilerin neredeyse tamamı bahçedeydi. Kimi top oynuyor, kimi koşuyor, kimi güneşin tadını çıkarıyordu. Kooperatifin olduğu bölüm, > Devamını Oku

Mayıs 7, 2026

Babam ölünce… Yanlız kalmadım

Bugün yine hayatın ne kadar geçici olduğunu düşünürken babam geldi aklıma… Antalya’da bir eğitim seminerine başlamak üzereydim. Babam yaklaşık iki haftadır yoğun bakımdaydı. Tam hazırlık içindeyken telefon çaldı. Arayan doktordu. “Ali Bey… babanızın kalbi durdu ama tekrar çalıştırdık. Şu an durumu toparlamaya çalışıyoruz…” O an hissettim. Bu aslında yaklaşan haberin ilk cümlesiydi. Hiç vakit kaybetmeden yola çıktım. Saatler geçti… Yolun ancak yarısına gelmiştim ki telefon > Devamını Oku