Nisan 20, 2026

Geriye kalan..

ile Ali İhsan Sivri

Bugün mü?

Yazın en sade mutluluğunu yaşıyorum.

Menemenin domatesini, biberini bahçeden topluyorum…

yumurtası kümesten geliyor.

Hayat…

basitleştikçe güzelleşiyormuş.

Etrafımda

yaklaşık yirmi kedi…

Köpeğim Parra’nın yavruları…

daha gözleri bile tam açılmamışken

hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Büyümelerini izliyorum.

Çok hızlı büyüyorlar…

İnsan gibi değiller.

Ama bir şey var ki…

insandan daha iyi biliyorlar:

Sevmeyi.

Bazen kızıyorum…

başlarını eğip kenara çekiliyorlar.

Sonra geliyorlar…

hiçbir şey olmamış gibi

yanıma sokuluyorlar.

Sanki şunu söylüyorlar:

“Biz senin niyetini biliyoruz.”

Bahçede ise başka bir mucize var.

Küçücük bir tohum…

karanlık toprağın içinden

ışığa doğru yol buluyor.

Tutunuyor.

Büyüyor.

Ve zamanla…

kilolarca meyve veriyor.

O zaman anlıyorsun:

Bir şeyin büyümesi için

önce görünmez bir süreçten geçmesi gerekiyor.

Sabırdan…

bakımdan…

emekten…

Yıllar önce duyduğum bir söz vardı.

Ama bugün… gerçekten anlıyorum:

“Bir mısır tarlası için

tek bir tohum yeterlidir.”

Bugün geldiğim noktada…

şunu çok net görüyorum:

Mesele para değil.

Mesele…

kim olduğun.

İnsanlar bugün bir sonuç görüyor.

Ama ben…

o sonucun arkasındaki yolu biliyorum.

Nereden başladığımı…

hiç bilmeden başladığımı…

kaç kez olmadığını…

Ama yine de

devam ettiğimi.

Bu yüzden bugün sahip olduklarımın değeri başka.

Çünkü ben bu hikâyeyi…

şansla değil,

vazgeçmeyerek yazdım.

Ama…

bu hikâyenin içinde

bir şey daha var.

Belki de en gerçeği.

Geç kalınmışlık…

Çünkü insan…

bazı şeylerin değerini

elindeyken tam anlayamıyor.

Annem…

babam…

Ben onları kaybettikten sonra anladım.

Ve insan…

kaybettikten sonra

neyi kaybettiğini çok daha iyi görüyor.

Eğer bu hikâyede sana geçen

tek bir şey bile olduysa…

senden küçük bir ricam var.

Benim için değil…

kendin için.

Eğer annen, baban hayattaysa…

bir gün değil…

bir ara değil…

mümkünse şimdi…

ara.

Git.

Sarıl.

Çünkü bazı şeyler…

ertelendiğinde

geri gelmiyor.

Benim için bir Fatiha okursan da…

bil ki bir yerlerde

iki güzel insanın ruhuna ulaşır.

Ve belki de…

bu hikâyenin en gerçek tarafı budur.

Zeliha ile Salih’in emaneti Ayşe’ye…

Seher ile Memiş’in emaneti Fahri’ye…

 

 

✍️Ali ihsan Sivri hikâyeleri