Haziran 10, 2026

İhtiyaç mı korku mu

ile Ali İhsan Sivri

Bugün market alışverişi yaparken temizlik reyonunda, makinamızı kireçten koruyacak, kurtaracak ve yıllarca sağlıklı tutacak o mucize ürünü görünce aklıma yıllar önce beyaz eşya servisi olan arkadaşımın sözü düştü;

“Yahu saçmalamayın… Bu ürünlere her ay bu paraları verip durmayın. Makinenin rezistansını her yıl değiştirseniz bile — ki bu neredeyse imkânsız — yine de daha ucuza gelir.”

Ürünün fiyatına baktım.

150 TL.

Merak edip telefonumdan benim makinenin rezistans fiyatını araştırdım.

280 TL…

Bir an durup düşündüm.

Demek ki korumaya çalıştığım parçanın fiyatı 280 TL, onu korumak için önerilen ürün ise yılda yaklaşık 1.800 TL…

Arkadaşım ne kadar da haklıymış.

Ama sonra fark ettim ki mesele sadece kireç önleyici değildi.

Aklımdan bir sürü tanıdık slogan geçmeye başladı;

“Son ürün!” “Bu fiyat sadece bugün geçerli!” “Fırsatı kaçırma!” “Üç al iki öde!” “Stoklar tükeniyor!”

Birden anladım ki bazı ürünler ihtiyaçlarımızı değil, korkularımızı hedef alıyordu.

Kireç korkusu… Zam korkusu… Kaçırma korkusu… Geri kalma korkusu…

Ve çoğu zaman satın aldığımız şey ürünün kendisi değil, bize hissettirilen o aciliyet duygusuydu.

Sonra etrafıma bakmaya başladım.

Çoğu evin girişinde gardrop büyüklüğünde ayakkabılıklar var.

İki üç kişinin yaşadığı evlerde, sanki küçük bir ayakkabı mağazası açılacakmış gibi onlarca çift ayakkabı…

Bir iki kez giyildikten sonra dolabın arkasına gönderilen kıyafetler…

Sabah başka, öğlen başka, akşam başka giyilen elbiseler…

Bir ekmek almak için girilen marketten, ihtiyaç listesinde olmayan ürünlerle dolu poşetlerle çıkmalar…

Ve sonra bütün bunları karşılayabilmek için biraz daha fazla çalışma…

Biraz daha fazla kazanma…

Biraz daha fazla koşturma…

Daha fazla kazanmaya elbette bir sözüm yok.

Ama onun peşinden koşarken ıskaladığımız hayata ne demeli?

Belki de en büyük israf, kullanılmayan ayakkabılar değildir.

Giyilmeyen kıyafetler de değildir.

Belki en büyük israf;

Daha çok yaşayabilmek için değil, daha çok tüketebilmek için harcanan ömürdür.

Çünkü insan bir süre  para kazanmak için zamanını verir, sonra da kaybettiği huzuru geri alabilmek için kazandığı parayı verir.

Ve çoğu zaman bunun farkına bile varmaz.

Bugün markette o kireç önleyici kutusuna bakarken aklımda kalan şey fiyatı olmadı.

Şu soru oldu:

Acaba gerçekten ihtiyaçlarımız için mi çalışıyoruz, yoksa bize ihtiyaç gibi gösterilen korkuların ve algıların faturasını mı ödüyoruz?

 

✍️Ali İhsan Sivri hikâyeleri