Etiket: Ali İhsan Sivri hikayeleri

Ekim 23, 2026

Bir tabak et..

Öğle saatleriydi. Bir arkadaşımın lokantasında yemek yiyordum. Masalar, dükkânın önündeki küçük bahçeye yerleştirilmişti. Günün telaşı henüz dinmemiş, sokaktan geçenlerin ayak sesleri, tabak çanak seslerine karışmıştı. Onu gördüğümde yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi. Mahallenin köpeklerinden biriydi. Sık sık lokantanın önüne gelir, arkadaşımın kendisine ayırdığı yemeklerden nasibini alırdı. Birbirlerini tanırlardı. Hatta aralarında, kelimelere ihtiyaç duymayan bir yakınlık olduğunu düşünürdüm. Beni görünce heyecanlandı. Kuyruğunu sallayarak bahçeye daldı. Masaların > Devamını Oku

Ekim 13, 2026

Tereyağı mı, motor yağı mı?

Yaklaşık yirmi beş yıldır güne bir shake içerek başlıyorum. Bu alışkanlığım, klasik Türk kahvaltısına olan düşkünlüğümü hiç azaltmadı. Hatta kahvaltıyı o kadar seviyorum ki çoğu zaman öğle yemeği yerine güzel bir kahvaltı yapmayı tercih ediyorum. Hele bir de nar gibi kızarmış ekmek ve hakiki tereyağı varsa, benim için o sofranın keyfi bambaşka oluyor.   Bugün de öğle yemeği niyetine kendime güzel bir kahvaltı hazırladım. Henüz > Devamını Oku

Ekim 11, 2026

İnsanın içindeki çarklar

Geçen gün kızımın oyuncaklarından biri dikkatimi çekti. İç içe geçmiş iki dişli çarktan oluşan, kalemle geometrik şekiller çizilen basit bir oyuncaktı. Büyük çark sabit duruyor, küçük çark onun içinde dönüyordu. Kalem aynı hareketi tekrar ediyor, kâğıdın üzerinde birbirini takip eden çizgiler bırakıyordu. Başlangıçta pek bir anlam ifade etmeyen o çizgiler, dönüşler devam ettikçe şaşırtıcı derecede güzel bir şekle dönüşüyordu. Bir süre seyrettim. Sonra çizgilerden çok, > Devamını Oku

Eylül 29, 2026

Hırlasa da…

Her sabah olduğu gibi bu sabah da bahçedeki kedilerin yemlerini vermek için verandaya çıktım. Aslında onların bir kısmı için bunun saati de belli. Biraz geç uyanırsam bahçenin kıdemlileri sayılabilecek beş altı tanesi, evin hangi odasında yattığımı gayet iyi biliyor. Yatak odasının penceresinin önüne gelip yüksek sesle miyavlamaya başlıyorlar. Bazen bununla da yetinmeyip sinekliğe tırmanıyor, cama vuruyorlar. Sanki: “Haydi kalk… Kahvaltı vakti. Karnımız acıktı.” Sabahları hepsi > Devamını Oku

Eylül 24, 2026

İnsan kendini bilir mi?

İnsanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü çok merak ediyoruz. Bizi seviyorlar mı? Saygı duyuyorlar mı? İyi biri olduğumuzu düşünüyorlar mı? Başarılı buluyorlar mı? Arkamızdan ne söylüyorlar? Ömrümüzün hatırı sayılır bir bölümünü, başkalarının gözündeki yerimizi öğrenmeye çalışarak geçiriyoruz. Ama nedense çok daha zor olan bir soruyu kendimize pek sormuyoruz: Ben, kendim hakkında ne biliyorum? Geçenlerde karşıma eski bir söz çıktı: “Evliya dört şekilde olur” derler. Biri vardır; > Devamını Oku

Ağustos 11, 2026

İkinci varil

Bu sıralar sosyal medyada sıkça karşıma çıkan bir video serisi var. Anlatılan sistem kabaca şöyle: Önce yüksek kazanç vaadiyle insanları bir yatırım sistemine çekiyorlar. Rakamlar güzel, anlatılanlar güzel, ekrandaki kazançlar daha da güzel… İnsan para yatırıyor. Sonra bir noktada işler değişiyor. Kazandığını sandığı parayı çekemiyor. Biraz daha para isteniyor. Vergi deniyor, komisyon deniyor, işlem ücreti deniyor… Sonunda anlıyor ki ortada ne yatırım var ne de > Devamını Oku

Ağustos 6, 2026

Kaynar su

Kahvaltıyı oldum olası çok severim. Ama yaklaşık yirmi beş yıldır güne genellikle farklı başladığım için, klasik Türk kahvaltısını çoğu zaman sabah değil; canım gerçekten istediğinde, öğle yemeği niyetine hazırlarım. Bugün de öyle oldu. Sabahın bir saatinde, öğleyi beklerken aklımın bir köşesinde hep aynı masa vardı. Çıtır ekmek… Tereyağı… Beyaz peynir… Zeytin… Bal… Ve hepsinin arasında, çocukluğumdan beri vazgeçemediğim o kayısı kıvamındaki yumurta… Nihayet vakit geldi. > Devamını Oku

Temmuz 28, 2026

Bir hayalin ağırlığı

İnsan, yıllarca zihninde taşıdığı bir şeyin gerçekten kaç gram geldiğini ilk kez eline aldığında öğreniyor. Bugün kapımda bir koli vardı. Sıradan bir koli aslında. Mukavva, bant, kargo etiketi… Dışarıdan bakınca içinde ne olduğunu bilmeyen biri için açılıp kenara bırakılacak kutulardan biri. Ama ben kapağını açmak için acele ederken, yıllardır aklımın bir köşesinde duran bir şeye dokunmak üzere olduğumu biliyordum. Yayınevinden gönderilen kitaplarım gelmişti. Bandı açarken > Devamını Oku

Temmuz 16, 2026

Bütün Öğretmenleri Biraz Babam Sanmışım

Bugün yolda bir araba gördüm. Yıllar önce aldığım bir arabanın aynı modeli… Aynı rengi… Bir an durup baktım. İnsan hafızası tuhaf. Yıllardır aklınıza gelmeyen bir anı, bazen bir görüntüyle olduğu yerden kalkıp yanınıza oturuveriyor. Ben de o arabayı görünce yıllar öncesine gittim. Ve nasıl olduysa… İlk hatırladığım şey araba değil, yağmur oldu. Sonra ayaklarımın altındaki o su… Sonra da babam. Bir arabanın beni babama kadar > Devamını Oku

Temmuz 15, 2026

Sınırsız köfte

Geçen gün bir lokantanın önünden geçiyordum. Kapının önüne büyük bir tabela koymuşlardı. “Sınırsız Köfte – 299 TL.” İlk anda gülümsedim. Sonra birkaç saniye durup tekrar baktım. Garipti… Çoğu insan böyle bir kampanyayı görünce sevinir. Benim aklıma ise tek bir soru geldi. “Arkadaş… Sen bunu neyden yapıyorsun?” Çünkü mesele fiyat değildi. Mesele, o fiyatın anlattığı hikâyeydi. Has etin maliyetini az çok biliyordum. Elektriği vardı… Kirası vardı… > Devamını Oku