Etiket: Ali İhsan Sivri hikayeleri

Ağustos 11, 2026

İkinci varil

Bu sıralar sosyal medyada sıkça karşıma çıkan bir video serisi var. Anlatılan sistem kabaca şöyle: Önce yüksek kazanç vaadiyle insanları bir yatırım sistemine çekiyorlar. Rakamlar güzel, anlatılanlar güzel, ekrandaki kazançlar daha da güzel… İnsan para yatırıyor. Sonra bir noktada işler değişiyor. Kazandığını sandığı parayı çekemiyor. Biraz daha para isteniyor. Vergi deniyor, komisyon deniyor, işlem ücreti deniyor… Sonunda anlıyor ki ortada ne yatırım var ne de > Devamını Oku

Ağustos 6, 2026

Kaynar su

Kahvaltıyı oldum olası çok severim. Ama yaklaşık yirmi beş yıldır güne genellikle farklı başladığım için, klasik Türk kahvaltısını çoğu zaman sabah değil; canım gerçekten istediğinde, öğle yemeği niyetine hazırlarım. Bugün de öyle oldu. Sabahın bir saatinde, öğleyi beklerken aklımın bir köşesinde hep aynı masa vardı. Çıtır ekmek… Tereyağı… Beyaz peynir… Zeytin… Bal… Ve hepsinin arasında, çocukluğumdan beri vazgeçemediğim o kayısı kıvamındaki yumurta… Nihayet vakit geldi. > Devamını Oku

Temmuz 28, 2026

Bir hayalin ağırlığı

İnsan, yıllarca zihninde taşıdığı bir şeyin gerçekten kaç gram geldiğini ilk kez eline aldığında öğreniyor. Bugün kapımda bir koli vardı. Sıradan bir koli aslında. Mukavva, bant, kargo etiketi… Dışarıdan bakınca içinde ne olduğunu bilmeyen biri için açılıp kenara bırakılacak kutulardan biri. Ama ben kapağını açmak için acele ederken, yıllardır aklımın bir köşesinde duran bir şeye dokunmak üzere olduğumu biliyordum. Yayınevinden gönderilen kitaplarım gelmişti. Bandı açarken > Devamını Oku

Temmuz 16, 2026

Bütün Öğretmenleri Biraz Babam Sanmışım

Bugün yolda bir araba gördüm. Yıllar önce aldığım bir arabanın aynı modeli… Aynı rengi… Bir an durup baktım. İnsan hafızası tuhaf. Yıllardır aklınıza gelmeyen bir anı, bazen bir görüntüyle olduğu yerden kalkıp yanınıza oturuveriyor. Ben de o arabayı görünce yıllar öncesine gittim. Ve nasıl olduysa… İlk hatırladığım şey araba değil, yağmur oldu. Sonra ayaklarımın altındaki o su… Sonra da babam. Bir arabanın beni babama kadar > Devamını Oku

Temmuz 15, 2026

Sınırsız köfte

Geçen gün bir lokantanın önünden geçiyordum. Kapının önüne büyük bir tabela koymuşlardı. “Sınırsız Köfte – 299 TL.” İlk anda gülümsedim. Sonra birkaç saniye durup tekrar baktım. Garipti… Çoğu insan böyle bir kampanyayı görünce sevinir. Benim aklıma ise tek bir soru geldi. “Arkadaş… Sen bunu neyden yapıyorsun?” Çünkü mesele fiyat değildi. Mesele, o fiyatın anlattığı hikâyeydi. Has etin maliyetini az çok biliyordum. Elektriği vardı… Kirası vardı… > Devamını Oku

Temmuz 12, 2026

İnce otlar

Bugün bahçede ot biçiyordum. Elektrikli ot biçme makinesi güçlü bir motora sahip. Kalın otları kesiyor… Küçük dalları parçalıyor… Hiç zorlanmadan ilerliyordu. Bir ara motor aniden durdu. Bozuldu sandım. Eğilip baktığımda şaşırdım. Motoru durduran şey kalın bir dal değildi. Taş da değildi. Sekiz on tane incecik ot… Birbirine dolanmıştı. Tek başlarına koparıp attığım o küçücük otlar… Bir araya gelince motoru kilitlemişti. Temizledim. Makine yeniden çalıştı. Ama > Devamını Oku

Haziran 26, 2026

Alışılan fedakârlık

Gemileri Yaktığım Gün kitabımı okuyanlar, devasa kâğıt stoklarını erittiğim toptancı hikâyesini hatırlayacaktır. Bugün ise o hikâyenin üzerinde pek durmadığım başka bir yönünü, yıllar sonra fark ettiğim bir gerçekle birlikte anlatmak istiyorum. Çocukluğumdan beri çevrem, ticarete yatkın olduğumu söylerdi. Hatta bunu kendi dillerince şöyle ifade ederlerdi: “Bu çocuk taşı sıksa suyunu çıkarır.” Belki de bu yüzden, bir gün büyük bir şarküteri firmasının bölge bayisi beni tüccar > Devamını Oku

Haziran 20, 2026

El aldım

6 metrekarelik dükkân dönemlerimdi… İnsan o dönemlerde sadece ticaret yapmıyor; can sıkıntısından bazen deneysel çalışmalara da başlıyor. Dükkânın tam çaprazında bir kadın kuaförü vardı. İçeride 8–10 kadın çalışıyordu. Tuvalete gitmek için de sürekli benim dükkânın önünden geçiyorlardı. İçlerinden biri vardı: Bahar. Çok sevdiğim, enerjik, neşeli bir kardeşimdi. Bir gün kapıdan çıktı ama… perişan haldeydi. Başını yana eğmiş, yüzü düşmüş, gözleri yarı kapalı şekilde ağır ağır > Devamını Oku

Haziran 18, 2026

Aksakallı Dev Hacı Amca

En güzel yemekleri sanayi sitelerinde bulabileceğimi henüz bilmediğim yıllardı. Bir sabah aracımı arızası nedeniyle Erenler Atatürk Sanayi Sitesi’ne götürmüştüm. Normal şartlarda iki üç saat sürecek bir işti. Planıma göre öğle olmadan ofise dönmüş olacaktım. Ama hesap tutmadı. Beklenen parça gecikti, ustanın işi uzadı, derken öğle vakti geldi. Karnım da iyice acıkmıştı. Aslında o gün niyetim çok farklıydı. Bir dostumu alıp güzel bir yerde yemek yemeyi > Devamını Oku

Haziran 16, 2026

Freni zayıf

Pazarcılık yaptığım dönemlerdi… Recep İvedik filmleriyle meşhur olan Fiat 126 Bis kullanıyordum. Küçücük bir araba… Arka koltuğu yatırıyor, ithal muzların geldiği kalın mukavva kutulardan sekiz tanesini içine yerleştiriyordum. Tezgâhın demirleri, suntaları, ayakları da aracın üstünde… Dört metrelik tezgâhın parçaları  arabanın önünden ve arkasından taşıyordu. Bugünkü aklım olsa belki de cesaret edemezdim. Ama gençlik başka… Haftanın beş günü ilçe ilçe pazar geziyor, ekmeğimin peşinden koşuyordum. Bir > Devamını Oku