Nisan 19, 2026

Gökyüzüne bakan çocuktan… Gökyüzünden bakan adama

ile Ali İhsan Sivri

Çocukken…

Karaman köyünde çimenlere uzanır,

gökyüzünden geçen uçaklara bakardım.

Ve hep aynı şeyi düşünürdüm:

“O uçakta kimler var acaba?

Nereye gidiyorlar?

Nasıl hayatlar yaşıyorlar?”

O zamanlar…

o uçaklar bana sadece uzaktı.

Başka bir dünyanın parçası gibi.

Ben ise yerdeydim.

Toprağın üstünde…

hayvanların arasında…

kendi küçük dünyamda.

Yıllar geçti.

Bir gün…

o uçaklardan birine binmek için hazırlanıyordum.

İlk uçuşuma bir hafta vardı.

Ama içimdeki duygu heyecan değildi.

👉 korkuydu.

Öyle bir korku ki…

elimi ayağımı birbirine dolaştırıyordu.

Rahmetli babam bile dayanamayıp:

“Oğlum, bu kadar korkuyorsan gitme,” dedi.

Ama gidecektim.

Singapur’da,

Asya Pasifik bölgesinin en büyük eğitim semineri vardı.

Ve ben…

o uçağa binecektim.

Gün geldi.

Mide bulantısı ilaçları,

sakinleştiriciler…

hepsi çantadaydı.

Havaalanı…

x-ray…

pasaport kontrolü…

Her adımda içimdeki gerginlik biraz daha arttı.

Uçağa bindim.

İçeri girince düşündüğüm tek şey şuydu:

“Bu koca şey gerçekten uçacak mı?”

Cam kenarına oturdum.

Yanımda arkadaşlarım vardı.

Motor sesi yükseldi.

Uçak hareket etmeye başladı.

Hâlâ bir otobüs gibiydi…

Ama çok hızlı giden bir otobüs.

İçimden bildiğim tüm duaları okuyordum.

Bir an…

yanımdaki arkadaşın bacaklarına sarıldım.

Sanki o beni kurtaracakmış gibi.

Sonra…

o an geldi.

Tekerler yerden kesildi.

Kalbim duracak sandım.

Akşam vaktiydi.

Hava kararmak üzereydi.

Arkadaşlarımın ısrarıyla

camdan dışarı baktım.

Ve…

nutkum tutuldu.

İstanbul…

ışıl ışıldı.

Boğaz…

iki gerdanlık gibi parlıyordu.

İçindeyken bunaldığımız o trafik…

yukarıdan bir tablo gibiydi.

O manzaraya bakarken…

korkum yavaş yavaş çözülmeye başladı.

Ve ilk kez şunu hissettim:

👉 Bakış açısı değişince…

her şey değişiyordu.

Saatler geçti.

Uzun bir yolculuktan sonra

Singapur’a indik.

İnsanların arasına karıştığım an…

farklı bir dünyada olduğumu hissettim.

Her şey yabancıydı.

Ama garip bir şekilde…

içimde bir tanıdıklık hissi vardı.

Sanki…

ben zaten buraya gelmeliydim.

Son gün…

expo alanının dışındaki çimlere çıktım.

Binlerce insanın arasından uzaklaşıp

boş bir yere uzandım.

Ellerimi açtım.

Gökyüzüne baktım.

Ve…

bir an donup kaldım.

Aynı sahne.

Yıllar önce…

Karaman köyünde

çimenlere uzanmış

gökyüzüne bakıyordum.

Şimdi…

Singapur’daydım.

Ama yine aynı şekilde yatıyordum.

Ve yine gökyüzüne bakıyordum.

O an içimden geçen tek şey şuydu:

“Hey gidi hayat…”

Bir zamanlar

o uçakların içindekileri merak eden ben…

şimdi o gökyüzünün içinden

yeryüzüne bakıyordum.

Karaman köyü nere…

Singapur nere…

Ve ben…

ikisini de yaşamıştım.

O gün anladım:

👉 İnsan bazen sadece yer değiştirmez…

👉 bakış açısını değiştirir.

Ve bakış açısı değiştiğinde…

dün imkânsız görünen şeyler,

bugünün gerçeği olur.

 

✍️Ali ihsan Sivri hikâyeleri