Para değil… Yolunu kaybetmek yorar
Söz konusu maddiyatsa…
yani gerçekten para sıkıntısı çekiyorsan…
şunu kabul etmek gerekiyor:
Gelirini artırmanın bir yolunu bulman gerekiyor.
Ama burada en büyük hata şu:
İnsan, yapamayacağı şeylere takılıyor.
Oysa mesele… yapamayacakların değil, yapabileceklerin.
Yeteneklerini artırabilirsin.
Yeni bir şey öğrenebilirsin.
Hangi yaşta olursan ol…
ne iş yaparsan yap…
İnsanın önünde her zaman
kendi yapısına, kendi hayatına uygun
bir kapı mutlaka vardır.
Yeter ki… onu aramayı bırakma.
Yıllar önce bir arkadaşım vardı…
kırtasiye işi yapıyordu.
Her sene yaz yaklaşırken
aynı cümleyi kurardı:
“Eyvah… şimdi 3–4 ay satış yok.”
Oysa bu bir sürpriz değildi.
Her yıl olan, bilinen bir durumdu.
Bir gün dedim ki:
“Canım dostum…
kırtasiyeden başka bir şey satmayacağım diye
bir kural yok ki.”
Sonuçta sen dükkândasın.
Zamanın var.
Bekliyorsun.
Madem bu ayların durgun geçeceği belli…
o zaman gelmeden önce hazırlığını yap.
Dondurma koy…
meyve sat…
başka bir şey dene…
Yani mesele şuydu:
Dert yanmak yerine…
hazırlık yapmak.
Ama hayat her zaman planlı gitmez.
Bazen kendi hataların…
bazen de hiç kontrolünde olmayan şeyler
insanı bir dar boğaza sokabilir.
İşte asıl mesele orada başlar.
Çünkü o an…
insanın hızlı düşünmesi,
yol bulması,
o türbülansı atlatması gerekir.
Ben “Hayatla skor 1-1” yazımda da söylemiştim:
Birinin yükü…
bir başkasının rızkıdır.
Yani kriz dediğin şey…
aynı zamanda bir fırsattır.
Ama bunu görebilmek için
hazır olmak gerekir.
İnsan öğrenebilir.
Bu çok önemli.
Çünkü öğrendiğin her şey…
yaptığın her deneme…
girdiğin her mücadele…
sana bir şey katar.
Burada ego’dan bahsetmiyorum.
Tecrübeden bahsediyorum.
Yaşadığın…
denediğin…
başardığın…
ve başaramadığın her şey…
seni sen yapar.
İnsanlar bir süre sonra
o konularda sana sorar.
Çünkü sen…
o yoldan geçmişsindir.
Ve şunu unutma:
Ne kadar çok tecrüben varsa…
ne kadar çok şeyi denemişsen…
değerin o kadar artar.
Çünkü bilgi kaybolabilir…
para gidebilir…
Ama tecrübe…
kimsenin elinden alamayacağı bir sermayedir.
Ama mesele sadece para değil aslında…
İnsan çoğu zaman
parası olmadığı için değil…
yol bulamadığını düşündüğü için sıkışır.
Ve en tehlikelisi şu olur:
Bir süre sonra…
denemeyi bırakır.
Kendini ikna eder:
“Benim şartlarım farklı…”
“Benim imkanım yok…”
“Ben yapamam…”
Oysa gerçek çoğu zaman bu değildir.
Gerçek…
insanın yorulmasıdır.
Defalarca denemekten değil…
hiç başlayamamaktan yorulması.
İşte tam burada bir şey değişir:
İnsan ya oturup
şartların düzelmesini bekler…
Ya da
şartlardan bağımsız
küçük bir kapı aramaya başlar.
Ve çoğu insanın fark etmediği şey şudur:
O küçük kapılar…
büyük değişimlerin başlangıcıdır.
Belki bugün büyük bir şey yapamazsın.
Ama küçük bir şey yapabilirsin.
Yeni bir şey öğrenebilirsin.
Farklı bir yol deneyebilirsin.
Kendine yeni bir alan açabilirsin.
Ve bu küçük adımlar…
zamanla birikir.
Sonra bir gün geriye dönüp baktığında…
şunu fark edersin:
Ben aslında
şartların değişmesini beklememişim…
Kendimi değiştirmişim.
Çünkü insanın en büyük gücü…
elindekiler değil…
elindekilerle ne yaptığıdır.
✍️ Ali ihsan Sivri hikâyeleri