Yazar: Ali İhsan Sivri

Mayıs 22, 2026

Diploma doktoru

Unutamadığım insanlardan biridir İsmail amca. Babamın yakın dostuydu. Hem doktordu… hem de tam eski zaman insanı. Şakacı, sıcakkanlı, mütevazı… Bir gün babamın midesinde şiddetli bir ağrı başladı. Önce kendi kendine bir şeyler yapmaya çalıştı. Geçmeyince: “Hadi İsmail’e gidelim,” dedi. Hep beraber muayenehaneye gittik. İsmail amca babamı muayene etti. Bir süre düşündü. Sonra sakin bir şekilde: “Fahri’ciğim,” dedi, “ben seni bir dahiliyeciye yönlendireyim.” Babam bir anda > Devamını Oku

Mayıs 21, 2026

Görmek de gürültüdür

  Dün satranç antrenörü bir kardeşimle sohbet ediyorduk. Konu, görme engelli satranç oyuncularının olağanüstü başarılarıydı. Anlatırken dikkatimi çeken şey, başarılarını sadece zekâya bağlamaması oldu. “Aslında,” dedi, “onlar daha iyi odaklanıyor.” Sonra durdu. “Çünkü dikkatlerini dağıtacak şeyleri görmüyorlar…” Ne kadar sade… ama ne kadar derin bir cümleydi. Düşündüm. Gerçekten de insanın gözleri ve kulakları hiç durmuyor. Sadece bilinçli baktığımız şeyleri değil… farkında olmadan kadrajımıza giren her > Devamını Oku

Mayıs 20, 2026

Beyaz’ın Anladığı Şey

  Çocukluğumda tatiller köyde geçti. Toprağın, hayvanların, rüzgârın ve sessizliğin içinde… Şimdi dönüp bakınca anlıyorum; o yıllarda insan sadece büyümüyor… hayatı da hissederek öğreniyor. Komşumuzun köpeği doğurmuştu. Yavruların içinden biri vardı… bembeyaz, sıradan, sessiz bir köpek. Özel bir cinsi yoktu. Gösterişli değildi. Hatta köyde onlarca benzeri vardı. Ama zamanla evin sessiz fertlerinden biri oldu. Biz nereye gitsek peşimizdeydi. Bir gün babamın işi çoktu. Hem tarlaya > Devamını Oku

Mayıs 19, 2026

Bana ait olan tablo

Yılda bir kez yapılan, Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kişinin katıldığı o büyük firma etkinliğindeydik. Üç gün süren dev organizasyon… Eğitimler… sahneler… müzikler… heyecan… Ve geleneksel cumartesi akşamı eğlencesi. O yıl farklı bir şey yapılmıştı. Üst düzey liderler kendilerine ait özel eşyaları bağışlamış, aile vakfı yararına bir çekiliş organize edilmişti. Çekiliş başlamadan önce hediyeler tek tek sahneye çıkarılıyor, kimin verdiği anons ediliyordu. Benim dönem dönem > Devamını Oku

Mayıs 17, 2026

Menemeni yumurta ile başlatırsan

Hayatta bazı şeylerin doğru olması yetmiyor… Zamanı da doğru olmalı. Bunu yıllar içinde insan ilişkilerinde de gördüm… ticarette de… hayallerde de… Ama galiba en güzel örneklerinden biri mutfakta saklı. Menemen mesela… Sonuçta malzemeler belli değil mi? Soğan… biber… domates… yumurta… Hepsi doğru malzeme. Şimdi düşün… Birisi çıksa dese ki: “Madem hepsi aynı tencereye girecek, sıranın ne önemi var?” Ve tavaya ilk yumurtayı kırsın. Sonra çiğ > Devamını Oku

Mayıs 17, 2026

Böğürtlenin tadı kaçmadan

Bahçede çay içiyordum. Tam karşımda, birkaç ay önce çitin kenarına diktiğim böğürtlen fidesi vardı. Ne kadar hızlı büyümüş… Bir süre dikkat etmeyince dalları tel örgünün arasına girmiş, yan taraftaki sebze bahçesine doğru uzamaya başlamıştı. Domateslerin arasına karışmış… biberlerin üstüne doğru sarkmış… Aslında kötü görünmüyordu. Ama biraz daha büyüse işin yönü değişecekti. Çünkü böğürtlen öyle masum duran bir bitkidir ki… Başta sadece uzuyor sanırsın. Sonra bir > Devamını Oku

Mayıs 16, 2026

Kolayın tuzağına düşme

İlkokul yıllarında kırtasiyelerin ayrı bir büyüsü vardı. Bugünkü çocuklar belki anlayamaz ama o dönem renkli çıkartmalar bizim için küçük hazineler gibiydi. Çizgi film kahramanları… parlayan kalpler… çiçekler… arabalar… futbolcular… Küçücük şeylerdi ama insanın dünyasını süslemeye yetiyordu. Bizim okulun karşısındaki kırtasiyede de büyük bir çıkartma standı vardı. Teneffüslerde gider uzun uzun bakardık. Bazen alacak paramız olmazdı ama yine de bakması bile keyif verirdi. Bir gün yine > Devamını Oku

Mayıs 14, 2026

Keramet soğanda değilmiş

Hayatımdaki en lezzetli yemek düştü bugün aklıma… Yıllardır aynı şeyi deniyorum aslında. Bazen evde… bazen lokantada… bazen farklı tariflerle… Ama yok… O tadı bir daha hiç bulamadım. Çocukluğumuzun hafta sonları ve yaz tatilleri genelde köyde geçerdi. Toprağın verdiği sebze meyve… hayvanların verdiği süt, yoğurt, tereyağı… Bugünkü gibi “organik” tabelaları yoktu belki ama hayatın kendisi doğaldı. Komşuluk vardı… Yardımlaşma vardı… Gerçekten kimsenin aç kalmasına gönlü razı > Devamını Oku

Mayıs 14, 2026

Görülmek mi… Kullanılmak mı

İnsan elbette çevresindekilere destek olur… Dostluk biraz da budur zaten. Bazen yorgunken bile bir arkadaşının derdini dinlersin… bazen kendi işini bırakıp bir başkasının yükünü taşırsın… bazen sadece kırılmasın diye bile yanında olursun. Çünkü insanı insan yapan şeylerden biri de, birbirine omuz verebilmektir. Ama zamanla insan şunu da öğreniyor: Destek olmak başka… kendini tüketmek başka. Ve bazı ilişkilerde bu çizgi sessizce kayboluyor. İşte insanı en çok > Devamını Oku

Mayıs 13, 2026

Kaza değil… İnsanlar sarstı

Arabanın tadını yeni yeni çıkarmaya başlamıştım… Aylarca uğraşılmış, her detayıyla tek tek ilgilenilmişti. O araba artık benim için sadece bir araç değildi. İnsan bazen emeğine karakter yüklüyor. Ve sonra ona dokunan her şey, insana kendi canına dokunulmuş gibi geliyor. Bir gün ağabeyim aradı. Amerika’ya yüksek lisans için gidecekti. “Gel…” dedi, “hem arabayı görürüz, hem beni havalimanına bırakırsın.” Ankara’ya gittim. Arabayı görünce o da şaşırdı. Yolda > Devamını Oku