Ay: Mayıs 2026

Mayıs 16, 2026

Kolayın tuzağına düşme

İlkokul yıllarında kırtasiyelerin ayrı bir büyüsü vardı. Bugünkü çocuklar belki anlayamaz ama o dönem renkli çıkartmalar bizim için küçük hazineler gibiydi. Çizgi film kahramanları… parlayan kalpler… çiçekler… arabalar… futbolcular… Küçücük şeylerdi ama insanın dünyasını süslemeye yetiyordu. Bizim okulun karşısındaki kırtasiyede de büyük bir çıkartma standı vardı. Teneffüslerde gider uzun uzun bakardık. Bazen alacak paramız olmazdı ama yine de bakması bile keyif verirdi. Bir gün yine > Devamını Oku

Mayıs 14, 2026

Keramet soğanda değilmiş

Hayatımdaki en lezzetli yemek düştü bugün aklıma… Yıllardır aynı şeyi deniyorum aslında. Bazen evde… bazen lokantada… bazen farklı tariflerle… Ama yok… O tadı bir daha hiç bulamadım. Çocukluğumuzun hafta sonları ve yaz tatilleri genelde köyde geçerdi. Toprağın verdiği sebze meyve… hayvanların verdiği süt, yoğurt, tereyağı… Bugünkü gibi “organik” tabelaları yoktu belki ama hayatın kendisi doğaldı. Komşuluk vardı… Yardımlaşma vardı… Gerçekten kimsenin aç kalmasına gönlü razı > Devamını Oku

Mayıs 14, 2026

Görülmek mi… Kullanılmak mı

İnsan elbette çevresindekilere destek olur… Dostluk biraz da budur zaten. Bazen yorgunken bile bir arkadaşının derdini dinlersin… bazen kendi işini bırakıp bir başkasının yükünü taşırsın… bazen sadece kırılmasın diye bile yanında olursun. Çünkü insanı insan yapan şeylerden biri de, birbirine omuz verebilmektir. Ama zamanla insan şunu da öğreniyor: Destek olmak başka… kendini tüketmek başka. Ve bazı ilişkilerde bu çizgi sessizce kayboluyor. İşte insanı en çok > Devamını Oku

Mayıs 13, 2026

Kaza değil… İnsanlar sarstı

Arabanın tadını yeni yeni çıkarmaya başlamıştım… Aylarca uğraşılmış, her detayıyla tek tek ilgilenilmişti. O araba artık benim için sadece bir araç değildi. İnsan bazen emeğine karakter yüklüyor. Ve sonra ona dokunan her şey, insana kendi canına dokunulmuş gibi geliyor. Bir gün ağabeyim aradı. Amerika’ya yüksek lisans için gidecekti. “Gel…” dedi, “hem arabayı görürüz, hem beni havalimanına bırakırsın.” Ankara’ya gittim. Arabayı görünce o da şaşırdı. Yolda > Devamını Oku

Mayıs 12, 2026

Emek verilen şey güzelleşir

Küçük ağabeyim Mustafa evleneceği zaman babama şöyle demişti: “Bize düğün masrafı yapacağınıza araba verin… Bizim daha çok işimize yarar.” Babam da kabul etmişti. Ve o yılların efsane arabası olan Murat 124’ü düğün hediyesi olarak ağabeyime vermişlerdi. Aradan yıllar geçti. Bir gün ağabeyim beni aradı: “Arabayı satacağım… Çevrende isteyen olursa haberin olsun.” Hiç düşünmeden: “Abi bana ver… Ama biraz ödeme kolaylığı sağla…” dedim. “Olur tabii…” dedi. > Devamını Oku

Mayıs 11, 2026

Gerçek ustalar az konuşur

Yeterince dolu insanların boş konuştuğunu pek duymazsınız… Genelde az konuşurlar. Ama söyledikleri birkaç cümle bile bazen yıllarca insanın aklında kalır. Çocukluğumdan kalan böyle insanlardan biri vardı. Herkes ona “Nasip Kalfa” derdi. Yugoslavya’dan Türkiye’ye göç ettiklerinde bu lakap takılmış, öylece kalmış. Ama yıllar sonra anladım ki o sadece bir kalfa değilmiş… Ustaların ustasıymış. Hem de öyle bağırıp çağıran, ben bilirim diye dolaşan ustalardan değil… Sessiz… Sakin… > Devamını Oku

Mayıs 10, 2026

Beş dakika geç kalsaydık…

Lise yıllarımdı… Kendi küçük ticaretimin yanında aynı zamanda okul kooperatifinde çalışan üç öğrenciden biriydim. Hafta sonları sırayla nöbet tutar, yurtta kalan öğrencilerin ihtiyaçları için kooperatifi açardık. O gün sıra bendeydi. Öğle saatlerinde küçük kooperatif kulübesini açtım. Hava öyle güzeldi ki… Güneşli, sakin, insanın içini açan bir gündü. Yurtta kalan öğrencilerin neredeyse tamamı bahçedeydi. Kimi top oynuyor, kimi koşuyor, kimi güneşin tadını çıkarıyordu. Kooperatifin olduğu bölüm, > Devamını Oku

Mayıs 7, 2026

Babam ölünce… Yanlız kalmadım

Bugün yine hayatın ne kadar geçici olduğunu düşünürken babam geldi aklıma… Antalya’da bir eğitim seminerine başlamak üzereydim. Babam yaklaşık iki haftadır yoğun bakımdaydı. Tam hazırlık içindeyken telefon çaldı. Arayan doktordu. “Ali Bey… babanızın kalbi durdu ama tekrar çalıştırdık. Şu an durumu toparlamaya çalışıyoruz…” O an hissettim. Bu aslında yaklaşan haberin ilk cümlesiydi. Hiç vakit kaybetmeden yola çıktım. Saatler geçti… Yolun ancak yarısına gelmiştim ki telefon > Devamını Oku

Mayıs 3, 2026

İyi olmak mı… Yoksa kendinden vazgeçmek mi?

Bazı insanlar vardır… hep “iyi”dir. Kim ne isterse yapar… kim çağırsa gider… kim üzülse yanında olur. Dışarıdan bakınca dersin ki: “Ne kadar iyi biri…” Ama insan biraz derine bakınca başka bir şey görür. Yorgunluk. Çünkü o iyilik bazen gerçekten kalpten değil… yalnız kalmaktan korktuğu içindir. İnsan bazen sevilmek için değil… terk edilmemek için iyi olur. “Hayır” derse kırılırlar diye susar… gitmek istemediği yerlere gider… yorulduğunu > Devamını Oku

Mayıs 2, 2026

İnsan bazı insanları neden sebepsizce sever… Ya da sevemez?

Hani bazen bir insanla tanışırsınız… O kadar tanıdık, o kadar sizden gelir ki; sanki yıllardır tanıyormuşsunuz gibi hissedersiniz… Hatta kendi kendinize düşünürsünüz: “Biz bununla daha önce bir yerde karşılaştık mı acaba?” Okulları düşünürsünüz… Askerlik anılarını… Oturulan mahalleleri… Ortak tanıdıkları… Ama çıkaramazsınız. Sanki ortada görünmeyen bir tanışıklık vardır… Bazen de tam tersi olur. Karşınızdaki insanın size yaptığı belirgin bir şey yoktur aslında… Ne konuşması ters gelir, > Devamını Oku