İnce sızıntılar
Bir dönem inanılmaz yorgundum…
Yatıyorum kalkamıyorum.
Oturduğum yerden ayağa kalkmak bile yük gibi geliyordu.
Gün boyu açıklayamadığım bir halsizlik vardı üzerimde.
Sürekli yorgundum.
Bu durum bir haftayı geçince aile dostumuz Doktor Hıfzı Amca’ya görünmeye karar verdim.
Detaylı muayene etti.
Uzun uzun dinledi.
Sonunda; “Hiçbir şeyin yok gibi görünüyor…” dedi.
Ama ardından durdu.
“Fakat bir kaçak olmalı… Bunun bir nedeni olmalı.”
O an söylediği cümleyi bugün hâlâ unutmuyorum.
Konusu olmadığı halde dişlerime de baktı.
Bir müddet sessizce düşündü.
Sonra gözlerini kaldırıp şöyle dedi:
“Sen bir diş hekimi Ertan Abinin yanına git bakayım…
Benim gönderdiğimi söyle.
Mutlaka film çeksin… Ve filme dikkatli baksın.
Sonra beni ararsınız.”
Ertan Abinin yanına gittim.
Durumu anlattım.
Samimiyetlerinden dolayı işi biraz şakaya vurdular.
“Yani Hıfzı Abi olayı çözemedi, topu bana attı öyle mi?” diye güldü.
Film çekildi.
Duvarındaki ışıklı panoya astı.
Dikkatlice incelemeye başladı.
Bir anda:
“Vay arkadaş…” dedi.
“Adam yine haklı çıktı iyi mi!”
Merakla sordum:
“Ne oldu Ertan Abi?”
Parmağıyla filmi gösterdi.
“Bak… Şu dişin kökünden incecik bir sızıntı var.
Hıfzı Abi özellikle dikkatli bak demeseydi muhtemelen bunu fark etmeyecektim.”
Sonra ekledi:
“Dişin kökü iltihap yapmış.
Ama kendine küçük bir yol bulduğu için şişlik ve ağrı yapmadan dışarı akıyor.
Sen fark etmiyorsun ama vücut sürekli bununla uğraşıyor.
Savunma sistemi devamlı çalışıyor.
Seni halsiz bırakan şey de bu.”
Kanal tedavisi yapıldı.
Ve gerçekten…
O açıklayamadığım yorgunluk kısa süre içinde geçti.
Ama bu hikâye bana genç yaşta çok büyük bir hayat dersi verdi.
Bazen insanı bitiren şey büyük darbeler olmuyor.
İncecik sızıntılar oluyor.
Küçücük ama sürekli tekrar eden şeyler…
Bir söz.
Bir kırgınlık.
Bir yanlış alışkanlık.
Bir huzursuz ortam.
Bir değersizlik hissi.
Bir insanın içinde yıllarca taşıdığı görünmez yükler…
Dışarıdan bakınca önemsiz gibi görünüyorlar.
Ama ruh, o küçük sızıntılarla sürekli uğraşmaktan yoruluyor.
Ve insan bir gün sadece şunu söylüyor:
“Ben neden bu kadar halsizim?”
Oysa bazen mesele hayatın ağırlığı değil…
İçimizde sessizce akıp duran o küçük sızıntılar oluyor.
Öğrendim ki;
İnsan bazen büyük yaralardan değil, küçük ama sürekli akan şeylerden tükeniyor.
✍️Ali İhsan Sivri hikâyeleri