İyi olmak mı… Yoksa kendinden vazgeçmek mi?
Bazı insanlar vardır…
hep “iyi”dir.
Kim ne isterse yapar…
kim çağırsa gider…
kim üzülse yanında olur.
Dışarıdan bakınca dersin ki:
“Ne kadar iyi biri…”
Ama insan biraz derine bakınca
başka bir şey görür.
Yorgunluk.
Çünkü o iyilik bazen gerçekten kalpten değil…
yalnız kalmaktan korktuğu içindir.
İnsan bazen sevilmek için değil…
terk edilmemek için iyi olur.
“Hayır” derse kırılırlar diye susar…
gitmek istemediği yerlere gider…
yorulduğunu söyleyemez…
kendinden verir… verir… verir…
Ve bir gün fark eder:
Verdikçe çoğalmamış…
eksilmiş.
Çünkü herkes iyiliğin kıymetini bilmiyor.
Bazıları alışıyor.
Ve insanın sürekli verdiği şey…
bir süre sonra görünmez oluyor.
İşte insan tam o noktada
çok önemli bir şeyi anlıyor:
İyi olmak başka…
kendinden vazgeçmek başka.
Birine destek olmak güzel şey…
ama kendini yok sayarak değil.
Bazen insanın gerçekten ihtiyacı olan şey;
bir kalabalığa karışmak değil…
yalnız kalıp biraz nefes almak oluyor.
Ama sırf kırılmasınlar diye
istemediği masalara oturuyor…
gitmek istemediği yerlere gidiyor…
yorulduğunu gizliyor.
Oysa insanın bazen sadece şunu diyebilmesi gerekir:
“Bugünlük ben iyi değilim.”
Ve bu bencillik değildir.
Çünkü sınır koymak…
kötü olmak değildir.
Aksine insanın hem kendine,
hem karşısındakine dürüst olmasıdır.
Zaten gerçekten yanında kalmak isteyen insanlar…
sen her şeye “evet” dediğin için değil,
sen olduğun için kalır.
Ve bazen insanın hayatındaki en sağlıklı değişim…
ilk kez içinden gelmeyen bir şeye
“hayır” diyebilmesiyle başlar.
Çünkü bazı gidişler kayıp değil…
yük hafiflemesidir.
✍️ Ali ihsan Sivri hikâyeleri