Nisan 6, 2026

Dükkan açtım kendimi kapattım

ile Ali İhsan Sivri

Kazandıkça… hayatımı kaybettim.

Yine Adapazarı.

Borç bitmişti.

Peşimden gelen yoktu.

Ama…

cebimde para da yoktu.

Hayat beni yine bildiğim yere getirdi:

👉 Bakkal.

Ne zaman sıkışsam…

hep oraya dönüyordum.

Çünkü bu işte şunu biliyordum:

👉 Parayla değil…

👉 döngüyle kazanılır.

Toptancılara haber verdim:

“Batmak üzere bir dükkân arıyorum.”

Bir yer buldular.

Genç bir çocuk işletiyordu.

Dükkâna girdim.

Raflar neredeyse boştu.

Ama ben şunu gördüm:

👉 “Bu dükkân değil… fırsat.”

“Ne istiyorsun?” dedim.

“2,5 milyon,” dedi.

İçimden geçirdim:

👉 “Param olsa…

👉 1,5 milyona alırım bunu.”

Ama param yoktu.

Ve o an…

mesele değişti.

👉 “Param yoksa… emeğim var.”

Bir sigara aldım.

“Alırsam zaten benim olacak…

alamazsam helal et,” dedim.

Gülümsedi.

Oturdum.

Dükkânı izledim.

Boş raflara baktım.

Ama gözümde doluydu.

Çünkü ben şunu görüyordum:

👉 “Burayı ben doldururum.”

Sonra döndüm ve dedim ki:

“Bak… sana para teklif etmiyorum.”

“Sana bir yıl teklif ediyorum.”

Durdu.

“Bu dükkân için 2,5 milyon istiyorsun ya…”

👉 “Ben sana 12 ay boyunca

her ay 1 milyon ödeyeceğim.”

Sessizlik.

👉 “Toplamda 12 milyon.”

Gözleri değişti.

Çünkü artık mesele şuydu:

👉 2,5 milyonu bugün almak mı…

👉 12 milyonu zamana yaymak mı?

“Tek şartım var,” dedim.

“Ödemeler 1 ay sonra başlayacak.”

“Yani ben önce çalışacağım…”

👉 “Sonra ödeyeceğim.”

O an aslında şunu söylüyordum:

👉 “Ben bu dükkânı parayla değil…

👉 ömrümle satın alıyorum.”

Tam o sırada babası geldi.

“Peşinat?” dedi.

“Yok,” dedim.

Sinirlendi.

“Olmaz böyle iş!” dedi.

Ben döndüm.

Sakin ama net:

“Abi… ben sana risk sunmuyorum.”

“Ya zamanında öderim…”

“Ya gecikirim…”

👉 “Ama hangi ihtimal olursa olsun…

👉 sen yine kârdasın.”

Uzun uzun baktı.

Sonra sadece şunu dedi:

“Ne yapıyorsanız yapın.”

İmzaladık.

Dükkân artık benimdi.

Ama…

asıl bedel şimdi başlıyordu.

Sabah 6.

Gece 2.

Her gün.

Aynı döngü:

Mal al.

Rafa diz.

Sat.

Temizle.

Tekrar başa dön.

Sadece bakkal değildi artık.

Mini market yaptım.

Tuhafiye…

Züccaciye…

Kozmetik…

Her şey.

Çalıştım.

Ama bu çalışma değildi artık.

👉 kendimi ödüyordum.

Bir yıl boyunca…

👉 bedava gezmedim…

👉 bedava çalıştım.

Ama şunu biliyordum:

👉 “Bu süre bitince…

👉 bir dükkânım olacak.”

Ve o düşünce…

beni ayakta tuttu.

Döngü kuruldu.

İş büyüdü.

Para gelmeye başladı.

Ama…

👉 hayat gitmeye başladı.

Ne bayram…

ne cenaze…

ne bir dost…

Hiçbir şey yoktu.

Sadece dükkân.

Bir gün…

sandalyede otururken fark ettim:

👉 “Ben para kazanmıyorum…”

👉 hayatımı taksitle satıyorum.

👉 “Kazandığım para değildi…
taksitle sattığım hayattı.”