Etiket: girişimcilik

Nisan 11, 2026

Satmadım.. Satıldı

Bazen ürün değil… ihtiyaç konuşur. Neyin altında hayır var, neyin altında şer var… insan gerçekten bilmiyor. Kötü sandığın bir şey, iyi bir kapı açabiliyor. İyi sandığın bir şey de insanı çıkmaza sokabiliyor. O günlerde dükkânın arkasındaki asma katta yatıyordum. Bir sünger… Bir yorgunluk… Gece 3’te kapat, sabah 6’da aç… Eve gitmek bile anlamsız geliyordu bazen. O gece erkenden kapattım dükkânı. Çok yorgundum. Saat 00:30 civarı > Devamını Oku

Nisan 6, 2026

Dükkan açtım kendimi kapattım

Kazandıkça… hayatımı kaybettim. Yine Adapazarı. Borç bitmişti. Peşimden gelen yoktu. Ama… cebimde para da yoktu. Hayat beni yine bildiğim yere getirdi: 👉 Bakkal. Ne zaman sıkışsam… hep oraya dönüyordum. Çünkü bu işte şunu biliyordum: 👉 Parayla değil… 👉 döngüyle kazanılır. Toptancılara haber verdim: “Batmak üzere bir dükkân arıyorum.” Bir yer buldular. Genç bir çocuk işletiyordu. Dükkâna girdim. Raflar neredeyse boştu. Ama ben şunu gördüm: 👉 > Devamını Oku

Mart 14, 2026

Sadece yürü.. Geri kalan kaderin

Günlük taksit… Gerçekten muhteşem bir projeydi. Gerçi kağıt üzerinde bütün planlar muhteşem görünür. Mühim olan sahadaki gerçek uygulamadır. Başlangıcım çok hızlı olmuştu. Daha ilk haftada 100 müşteriden taksit toplamak gerçekten güzel bir başarıydı. Fakat hayat devam ediyordu. Yeme içme, aile, günlük masraflar… Henüz gelen taksitler bu giderlerin karşısında yetersiz kalıyordu. Evet, üç ay boyunca güzel para toplayacaktım. Ama ticaretin büyümesi gerekiyordu. Toplanan bütün para harcanırsa > Devamını Oku

Mart 11, 2026

50 kuruşluk devrim

Gök yarılmışçasına boşalan yağmur, sırılsıklam olmuş şapkamdan aşağı akıyor; on santimi geçmiş sakallarımdan süzülüyordu. Saatlerdir yürüyordum. Tek bir amaçla: bir ilham, bir fikir bulabilmek… Gözlerim adeta bir radar gibiydi. Çarşıdaki tüm esnafları, vitrinleri ve ürünleri tarıyor; beni “işte bu!” dedirtecek fikre götürecek bir bağlantı arıyordum. Öyle kilitlenmiştim ki bu arayışa, ayakkabılarımın içi suyla dolmasına rağmen kolumun altına sıkıştırdığım şemsiyeyi açmak aklıma bile gelmiyordu. Son kapanan > Devamını Oku

Mart 5, 2026

Küçük bir oyuncak, büyük bir ders

Bilmem kaçıncı iflasımdı… Yine sermaye yok, yine boştaydım.Pazarcılık yapan bir arkadaşım bir gün bana şöyle dedi:“Gel benimle pazarlara takıl, sana yanımda yer ayarlarım.”Yapacak başka bir şeyim yoktu. Üstelik çok az sermayeyle, kirasız ve vergisiz bir ticaretti. Denemeye karar verdim.Küçük bir miktar borçla, ancak 1 metrekarelik pazar tezgâhını doldurabilecek kadar hırdavat malzemesi aldım. Pense, tornavida, İngiliz anahtarı gibi şeyler…Hepsi metal ve donuk renkliydi. Tezgâha biraz renk > Devamını Oku

Şubat 27, 2026

Birinin yükü, diğerinin rızkı

Askerliğime bir yıl vardı.Ne yeni bir dükkân açabilirdim ne de büyük bir girişime girebilirdim.Ama bir şey yapmalıydım.Bakkal iflasından sonra, o devasa kâğıt stoklarını eritmeye çalıştığım iki hafta boyunca pek çok bakkal ve market sahibiyle tanışmıştım.Kimiyle sıcak bir selam, kimiyle ciddi bir dostluk oluşmuştu.İş yerlerine gittiğimde sadece kâğıt satmıyordum.Sohbet ediyorduk.Ve o sohbetlerde bir şey fark ettim.Her esnafın bir fazlası, bir eksiği vardı.Biri eski buzdolabını satmak istiyor,diğeri > Devamını Oku

Şubat 17, 2026

Hayatla skor 1-1

Ortaokulda kaymak satışından objektif arkasına geçen ticaretim lisede de devam etti. Fotoğraf çekimi ve makine satımının yanına kol saati, kot pantolon ve müşterime getirebileceğim elektrikli ev aletleri de eklendi. Müşteri portföyümde artık öğretmenler ve aileleri vardı. Hatta taksitli satışa bile başlamıştım. Gerçekten iyi kazanıyordum. Okul bitince hedefim netti: Yerleşik bir dükkân. Evimizin sokağının köşesinde, bodrumdan bozma iki dükkân vardı. Bina sahibi aradaki duvarı kaldırmış, tek > Devamını Oku

Şubat 13, 2026

Kaymaktan objektife

İlkokul 4’te kaymak satarak başlayan para kazanma serüvenim, beklediğimden çok daha iyi gidiyordu. Ortaokula geçtiğimde ise işler artık monotonlaşmıştı. Ben de ticaret hayatıma biraz renk katmak istedim. Bir marangozdan büyük, dikdörtgen bir tabla yaptırdım. Altına açılır kapanır ayak eklettim. Kaymağın yanına simit ve poğaçayı da koydum. Okuldan gelir gelmez, tatil günleri demeden tablamı alıp satışa çıkıyordum. Bu öyle “Aaa çocuğa bak, harçlığını çıkarıyor” denecek bir > Devamını Oku