Terli ceket
Bir günde hem dibe vurduğum… hem ayağa kalktığım gün.
Zarflar gelmeye başladı.
Resmî… kalın… soğuk zarflar.
Son uyarılar.
“Ödemezsen…”
“haciz…”
“blokaj…”
“hapis…”
Rakamı ilk hesapladığım günü hatırlıyorum.
86 çek.
Her biri 3 ay.
👉 258 ay.
Yani…
👉 21,5 yıl.
Bir an durup düşündüm:
“İnsanlar ne yapınca 21 yıl hapis alır?”
Ben ne yapmıştım?
Dosyalar açıldı.
Ayrı ayrı.
11 tane.
Ve…
11 ayrı tutuklama kararı.
Artık sadece borçlu değildim.
👉 aranıyordum.
Tam o günlerde…
Abim aradı.
“Gel,” dedi.
“Burada yeniden başlarız.”
İstanbul’a gittim.
Yeni bir hayat…
ya da son şans.
Gazetede çıkacak bir sayfa projesi.
Ben satış yapacağım.
İlk ay… sıfır.
İkinci ay… sıfır.
Son şans.
O gün…
sabah 9’da çıktım.
Takım elbise.
Kravat.
Evrak çantası.
Araç yok.
Yürüyerek.
Beşiktaş…
Galata…
Eminönü…
Aksaray…
Tüm gün.
Kapı kapı.
Cevap hep aynı:
“Düşünelim…”
Saat 5.
Yaz sıcağı.
Üstümden ter akıyor.
Ama farkında değilim.
Etiler’de bir bayi gördüm.
“Son bir deneme,” dedim.
İçeri girdim.
Adam bana baktı.
Ama… garip baktı.
Sonra dedi ki:
“Evladım… bu ne hal?”
Ceketime baktım.
O an fark ettim.
Ceketim…
terden ağırlaşmıştı.
Lacivertin üstünde…
beyaz tuz izleri.
Dalga dalga.
Gömlek…
vücuduma yapışmış.
Kravat bile ıslak.
“Çıkar,” dedi.
Ceketi çıkardım.
“Gömleği de çıkar.”
Şaşkındım.
Ama çıkardım.
İçeriye seslendi:
“Tişört getirin.”
“Soğuk içecek bir şeyler getirin.”
Ben hâlâ anlamaya çalışıyorum:
Ne oldu şimdi?
Sonra oturduk.
Anlattım.
Ama o…
beni dinlemiyordu sadece.
👉 beni okuyordu.
O gün şunu öğrendim:
👉 İnsanlar ürünü değil… seni satın alır.
“Tamam,” dedi.
Bir reklam aldı.
10.000 dolar.
Hiç pazarlık yapmadan.
Yarısını peşin verdi.
Elimde para vardı.
Ama asıl kazandığım şey para değildi.
👉 Kendime olan inancımı geri almıştım.
Eve yürüdüm.
4 kilometre.
Ama bu sefer…
yorgun değildim.
Kapıyı açtım.
Dans ederek girdim.
😂
Masaya parayı attım.
O akşam…
sadece bir satış kutlamadık.
👉 Ayağa kalkmayı kutladık.
Ama…
her şey bitmiş değildi.
Dosyalar duruyordu.
Tutuklama kararları duruyordu.
Bir yanım hâlâ karanlıktı.
Ama…
diğer yanım…
👉 bahardı.
Parkta otururken düşündüm:
“Bu ne?”
Felaket mi?
Fırsat mı?
Sonra anladım.
Bazen…
sen ne yaparsan yap…
👉 hayat kendi yolunu açar.
Ve sen sadece…
yürürsün..