Kapıya geldiler sandım
Bir gece… korkunun gerçekten ne demek olduğunu öğrendim.
Büyük firmalar alacaklarını mahkemeye veriyordu.
Küçük olanlar…
kendileri geliyordu.
Yine Adapazarı sokaklarında paspas satıyordum.
Bir anda arkamda bir minibüs belirdi.
Selektör… korna… durmadan.
Aynadan baktım.
Tanıdım.
Deniz.
İyi bir esnaftı.
Ama ona da borcum vardı.
Sağa çektim.
İnecektim…
Ama aynadan bir şey gördüm.
Üç kişi.
Ellerinde sopalar.
Kapı cebinde bir bıçak vardı.
Onu aldım.
Ben de indim.
Karşı karşıya durduk.
Bağırmalar başladı.
Hakaretler…
O yükseldi.
Ben yükseldim.
Bir adım daha atılsa…
bitecekti..
Dedim ki:
“Ben seni dolandıracak adam olsam…
en çok mal çekerken yapardım.”
“Sana dört yıldır yanlış yaptım mı?”
Durdu.
Dinledi.
“Bırakın sopaları,” dedim.
“Bu cenazeyi nasıl kaldıracağız, onu konuşalım.”
Kaldırıma oturduk.
Sigara yaktık.
Sonra çantasından kalın bir ajanda çıkardı.
Önüme attı.
“Ben bu alacaklar yüzünden evlenemiyorum,” dedi.
İçim yandı.
Çünkü haklıydı.
“Ne eksik?” dedim.
“Ev,” dedi.
“Hiçbir şeyim yok.”
Mücahit’i aradım.
Arçelik bayii.
“Bir ev kuracağız,” dedim.
Minibüs doldu.
Buzdolabı… çamaşır makinesi… televizyon…
Bir evde ne varsa.
Deniz gitti.
Borç kapandı.
Ama gerçek şu:
👉 Bir borcu kapattım…
👉 Başka bir borca girdim.
Ve bu sadece biriydi.
Başka sahneler de oldu.
İtildim.
Kakıldım.
Tehdit edildim.
Artık ayakta durmak zorlaşıyordu.
Bir gece…
Yağmur vardı.
Şimşekler çakıyordu.
Kanepede oturuyordum.
Dizlerimi çekmişim.
Karşımda elektrikli soba…
Telleri kızarmış.
Çıt… çıt… çıt…
O an…
Elektrik gitti.
Ses değişti.
Ben…
kapıya geldiler sandım.
Hiç düşünmeden pencereyi açtım.
Atladım.
Üzerimde pijama.
Ayağım çıplak.
Yağmur…
iliklerime kadar işliyordu.
Koşmaya başladım.
Evden uzaklaşmalıydım.
Benim peşimden koşmalılardı.
Beni orada bulmasınlar diye.
Ailemi görmesinler diye.
Peşime takmalıydım onları..
Koştum.
Koştum.
Koştum.
Nefesim kesildi.
Yere düştüm.
“Burada yakalasınlar…” dedim.
“Burada ne yapacaklarsa yapsınlar…”
Başımı çevirdim.
Kimse yoktu.
Sadece…
bir çöp kamyonu.
Gece üç.
O an anladım.
Kapıya gelen kimse yoktu.
Ses…
sobanın soğuyan telleriydi.
…
Yağmur altındaydım.
Yalnızdım.
Ve…
korkmuştum.
O gece ilk kez düşündüm:
👉 “Ben ne yapıyorum?”
İstediğim şey lüks değildi.
Gösteriş değildi.
Sadece…
👉 özgür olmaktı.
Ama ilk kez…
yanlış yolu seçmiş olabileceğimi düşündüm.
Ve en acısı:
👉 Bu hikâyeyi sadece ben yaşamıyordum…
👉 Aileme de yaşatıyordum.