Kategori: Bu yoldan geçtim..

Mart 31, 2026

Yamuk paspaslar ve düz gerçekler

Ve nihayet… kirayı da ödeyemez hale gelince dükkânı kapattık. Elde ne varsa spota verdim. Amacım ticaret yapmak değildi artık… Sadece bir çeki ödeyebilmekti. Günün sonunda elimde iki şey kaldı: Bir C15 kamyonet… Bir de 5756 müşterinin kaydının olduğu masaüstü bilgisayar. Ama kimse aramıyordu artık. Kimse taksit ödemiyordu. Çünkü sistem çökmüştü. Bir çek patlayınca… diğerleri de üstüme yıkılıyordu. Ve ben… altında kalıyordum. Ailemin ekmeğini çıkaracak bir > Devamını Oku

Mart 27, 2026

Bir cümle ile büyük çöküş

“Bazı şeylerin şüyûu vukuundan beterdir.” Yani… Olmamış bir şeyin, olmuş gibi konuşulması… bazen o şeyin gerçekten olmasından daha ağır sonuçlar doğurur. Ben bunu yaşayarak öğrendim. Mağazayı Citroën showroom’a çevirdiğimizde, tüm müşterilerimize durumu tek tek anlattık: “Aktif Pazarlama devam ediyor. Taksitlerinizi showroom içindeki irtibat ofisinden ödeyebilirsiniz.” Ama anlatmak yetmedi. Tahsilatlar düşmeye başladı. Yeni satışlar yavaşladı. Döngü bozuluyordu. Üstelik enflasyon yüksekti, faizler yüksekti… Bu iki darbe, sistemi > Devamını Oku

Mart 25, 2026

Yükselişin içindeki sessiz çatlak

Sıra dışı ticaretim kulaktan kulağa yayılıyor, müşteri sayım her geçen gün artıyordu. O yaz, Active Sport Bisiklet Dünyası Sakarya’da artık bir otorite haline gelmişti. Bisikletle başlayan yolculuk; elektrikli ev aletleri, elektronik eşyalar, müzik setleri, televizyonlar derken büyüdü… Ve bir gün fark ettim ki bana taksitle ödeme yapan müşteri sayısı 5 bini aşmıştı. Bu, hayal bile edemeyeceğim bir rakamdı. Ama bu büyüme tesadüf değildi. Daha müşteri > Devamını Oku

Mart 14, 2026

Sadece yürü.. Geri kalan kaderin

Günlük taksit… Gerçekten muhteşem bir projeydi. Gerçi kağıt üzerinde bütün planlar muhteşem görünür. Mühim olan sahadaki gerçek uygulamadır. Başlangıcım çok hızlı olmuştu. Daha ilk haftada 100 müşteriden taksit toplamak gerçekten güzel bir başarıydı. Fakat hayat devam ediyordu. Yeme içme, aile, günlük masraflar… Henüz gelen taksitler bu giderlerin karşısında yetersiz kalıyordu. Evet, üç ay boyunca güzel para toplayacaktım. Ama ticaretin büyümesi gerekiyordu. Toplanan bütün para harcanırsa > Devamını Oku

Mart 11, 2026

50 kuruşluk devrim

Gök yarılmışçasına boşalan yağmur, sırılsıklam olmuş şapkamdan aşağı akıyor; on santimi geçmiş sakallarımdan süzülüyordu. Saatlerdir yürüyordum. Tek bir amaçla: bir ilham, bir fikir bulabilmek… Gözlerim adeta bir radar gibiydi. Çarşıdaki tüm esnafları, vitrinleri ve ürünleri tarıyor; beni “işte bu!” dedirtecek fikre götürecek bir bağlantı arıyordum. Öyle kilitlenmiştim ki bu arayışa, ayakkabılarımın içi suyla dolmasına rağmen kolumun altına sıkıştırdığım şemsiyeyi açmak aklıma bile gelmiyordu. Son kapanan > Devamını Oku

Mart 7, 2026

Bir paket şekerlik umut

Bir şey üretmeden, bir değer ortaya koymadan geçen günler insana çok acı veriyor. Eğer insanın zihninde bir plan, bir düşünce varsa; o boş geçen gün bile bir nevi çalışmak sayılır. Ama ne yapacağını bilmeden, çaresizce geçen günler… işte onlar insanı gerçekten acıtıyor. Yine böyle iflas etmiş ve boşta olduğum günlerden biriydi. Bir fikir, bir umut bulurum ümidiyle çarşının sokaklarında dolaşıyordum. Hava çok soğuktu. Üşüdüğümü hissediyordum > Devamını Oku

Mart 6, 2026

6 metrekarelik bir hayal

Alnımızın akıyla askerlik vazifemizi tamamlayıp yuvaya döndüğümde hayat yine yeni bir sayfa açıyordu önümde. Babam, Adapazarı İmam Hatip Liseleri Koruma Derneği’nin faaliyetlerini yürütüyordu. Derneğin önemli gelir kaynaklarından biri de kız ve erkek okullarının kantinleriydi. Askere yeni gitmiş, piyasadan kopmuş biri olarak biraz toparlanmam gerektiğini düşünüyordu. “Gel kantinlere bir çeki düzen ver,” dedi. “Sen piyasaya yeniden alışana kadar hem kendini toparlarsın hem de derneğe faydan olur.” > Devamını Oku

Mart 5, 2026

Küçük bir oyuncak, büyük bir ders

Bilmem kaçıncı iflasımdı… Yine sermaye yok, yine boştaydım.Pazarcılık yapan bir arkadaşım bir gün bana şöyle dedi:“Gel benimle pazarlara takıl, sana yanımda yer ayarlarım.”Yapacak başka bir şeyim yoktu. Üstelik çok az sermayeyle, kirasız ve vergisiz bir ticaretti. Denemeye karar verdim.Küçük bir miktar borçla, ancak 1 metrekarelik pazar tezgâhını doldurabilecek kadar hırdavat malzemesi aldım. Pense, tornavida, İngiliz anahtarı gibi şeyler…Hepsi metal ve donuk renkliydi. Tezgâha biraz renk > Devamını Oku

Şubat 27, 2026

Birinin yükü, diğerinin rızkı

Askerliğime bir yıl vardı.Ne yeni bir dükkân açabilirdim ne de büyük bir girişime girebilirdim.Ama bir şey yapmalıydım.Bakkal iflasından sonra, o devasa kâğıt stoklarını eritmeye çalıştığım iki hafta boyunca pek çok bakkal ve market sahibiyle tanışmıştım.Kimiyle sıcak bir selam, kimiyle ciddi bir dostluk oluşmuştu.İş yerlerine gittiğimde sadece kâğıt satmıyordum.Sohbet ediyorduk.Ve o sohbetlerde bir şey fark ettim.Her esnafın bir fazlası, bir eksiği vardı.Biri eski buzdolabını satmak istiyor,diğeri > Devamını Oku

Şubat 17, 2026

Hayatla skor 1-1

Ortaokulda kaymak satışından objektif arkasına geçen ticaretim lisede de devam etti. Fotoğraf çekimi ve makine satımının yanına kol saati, kot pantolon ve müşterime getirebileceğim elektrikli ev aletleri de eklendi. Müşteri portföyümde artık öğretmenler ve aileleri vardı. Hatta taksitli satışa bile başlamıştım. Gerçekten iyi kazanıyordum. Okul bitince hedefim netti: Yerleşik bir dükkân. Evimizin sokağının köşesinde, bodrumdan bozma iki dükkân vardı. Bina sahibi aradaki duvarı kaldırmış, tek > Devamını Oku